|
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
AİLESİ
Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te Kocakasım Mahallesi, Islahhane Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV - XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yürüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selanik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği, gümrük memurluğu ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi, 1888 yılında 47 yaşında öldü. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı. Büyük bir fedakarlıkla çocuklarını yetiştiren, örnek Türk kadını Zübeyde Hanım, oğlunun başarılarını gördükten sonra 14 Ocak 1923'te İzmir'de, 66 yaşında hayata gözlerini yumdu.
YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ
ÇOCUKLUĞU-GENÇLİĞİ
Küçük Mustafa, öğrenim çağına gelince önce Hafız Mehmet Efendinin mahalle mektebinde (okulunda) öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada, 1888 yılında babasını kaybetti. Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selanik'e dönüp okulunu bitirdi. Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ne (ortaokul) kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal"i ilave etti. 1896 - 1899 yıllarında Manastır Askeri İdadisi'ni (lise) bitirip İstanbul'da Harp Okulu'nda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu, Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademiyi tamamladı. 1905 - 1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu, Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genelkurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.
TRABLUSGARP VE BALKAN SAVAŞLARINDA
1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumuyla başlayan savata, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı'nı kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığı'na getirildi. Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 193 yılında Sofya Ataşemiliterliği'ne atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Askeri ataşelik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada 1. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi.
ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE
1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletleri'ne "Çanakkale geçilmez!" dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazı'nı geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığı yükseldi. İngilizler 6 - 7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda yeniden taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9 - 10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferi'ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.
1.DÜNYA SAVAŞI'NDA DİĞER CEPHELER
Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşları'ndan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Veliaht Vahidettin Efendiyle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra hastalandı. Viyana ve Karlsbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'na getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezareti'nde (bakanlığında) göreve başladı.
KURTULUŞ SAVAŞI'NA DOĞRU
Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı İmparatorluğu'nu işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.
TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NDA
Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuva-i Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.
Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşı'nın önemli aşamaları:
- Sarıkamış (29 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı
- Çukurova, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlı Urfa savunmaları (1919 - 1921)
- I. İnönü Zaferi (6 - 10 Ocak 1921)
- II. İnönü Zaferi (23 Mart - 1 Nisan 1921)
- Sakarya Zaferi (23 Ağustos - 13 Eylül 1921)
- Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muharebesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos - 9 Eylül 1922)
Sakarya Zaferi'nden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması'yla paramparça edilen, Türklere 5 - 6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.
CUMHURİYETİN KURULUŞU
23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilafet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından cumhuriyetin ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış, cihanda barış" temelleri üzerinde yükselmeye başladı.
DEVRİMCİ ATATÜRK
Atatürk, Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı:
I. Siyasal Devrimler: Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922), Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923), Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)
II. Toplumsal Devrimler: Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926, 1934), şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925), tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925), Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934), lakap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934), uluslararası saat, takvim ve ölçülerin kabulü (1925, 1931)
III. Hukuk Devrimi: Mecellenin kaldırılması, Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924 - 1937)
IV. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler: Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924), yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928), Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931, 1932), Üniversite öğretiminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933), Güzel Sanatlarda yenilikler.
V. Ekonomi Alanında Devrimler: Aşarın kaldırılması, çiftçinin özendirilmesi, örnek çiftliklerin kurulması, Sanayii Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması, I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933, 1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması.
Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'te TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verildi.
DEVLET ADAMI ATATÜRK
Ulu Önder Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet - Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927, 1931, 1935 yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti. Atatürk, sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını, komutanlarını ağırladı. 15 - 20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyetin kuruluşunu anlatan büyük nutkunu (söylevini), 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu.
ÖZEL YAŞAMI
Atatürk, özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'te İzmir'de Latife Hanım'la evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk, Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı. 1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kız kardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı.
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, Rumeli türkülerine, güreşe aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan zevk alırdı. Sakarya adlı atıyla köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1937 saat 9.05'te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgahı olan Ankara Etnografya Müzesi'nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra, naşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgahına gömüldü
İSTİKLAL MARŞI
Korkma,sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
O benimdir,o benim milletimindir ancak.
Çatma,kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül,ne bu şiddet,bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal,
Hakkıdır Hak'ka tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım,hür yaşarım
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim,bendimi çiğner aşarım
Yırtarım dağları,enginlere sığmam,taşarım.
Gârbın âfakını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var
Ulusun,korkma!Nasıl böyle bir imanı boğar
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.
Arkadaş,yurduma alçakları uğratma sakın!
Siper et gövdeni,dursun bu hayasızca akın
Doğacaktır sana vadettiği günler Hak'kın
Kimbilir,belki yarın,belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme,tanı.
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun,incitme,yazıktır atanı
Verme,dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan,şüheda
Canı,cananı,bütün varlığımı alsın da Hûda
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda
Ruhumun senden ilahi şudur ancak emeli
Değmesin mabedimin göğsüne na'mahrem eli
Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım
Her cerihamdan ilahi boşanır kanlı yaşım
Fışkırır ruhi mücerred gibi yerden naşım
O zaman yükselerek arşa değer belki başım
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal
Ebediyyen sana yok,ırkıma yok izmihlal
Hakkıdır,hür yaşamış bayrağımın hürriyet
Hakkıdır Hak'ka tapan milletimin istiklal
ATATÜRK'ÜN 10.YIL NUTKU
Türk Milleti!
Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın 15.yılındayız.Bugün
Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.Kutlu olsun!Bu anda Büyük Türk Milleti'nin bir ferdi olarak,bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
Yurttaşlarım!
Az zamanda çok ve büyük işler yaptık.Bu işlerin en büyüğü
temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir.Bundaki başarıyı Türk Mileti'nin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimle yürümesine borçluyuz.
Fakat,yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz.Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azminde-
yiz.Yurdumuzu dünyanın en mamur ve medeni ülkeleri düzeyine çıkaracağız.Milletimizi en geniş refah vasıta ve imkanlarına sahip kılacağız.Milli kültürümüzü muassır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.Bunun için,
bizce zaman olgusu,geçmiş yüzyılların gevşetici zihniyetine göre değil,yüzyılımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir.Geçmiş zamana nispetle daha çok çalışacağız.Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız.Bunda da başarılı olacağımıza şüphem yoktur.Çünkü Türk Milleti'nin karakteri yüksektir.Türk Milleti çalışkandır;Türk Milleti zekidir.Çünkü Türk Milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir;ve çünkü türk Millet^nin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda,elinde ve kafasında tuttuğu müspet meşale bilimdir.şunu da önemle belirtmeliyim ki,yüksek bir insan toplumu olan Türk Milleti'nin tarihi bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.Bunun içindir ki,
milletimizin yüksek karakterini,yorulmaz çalışkanlığını,fıtri zekasını,ilme bağlılığını,güzel sanatlara sevgisini,milli birlik duygusunu durmadan ve her türlü vasıta ve tedbirler-
le besleyerek geliştirmek,milli ülkümüzdür.Türk Milleti'ne çok yaraşan bu ülkü,onun bütün beşeriyete gerçek huzurun temini yolunda,kendine düşen medeni görevi yapmakta muvaffak kılacaktır.
Büyük Türk Milleti!
Onbeş yıldan beri muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin.Bahtiyarım ki,bu sözlerimin hiçbirinde milletimin hakkımdaki güvenini sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.
Bugün aynı inan ve kesinlikle söylüyorum ki,milli ülküye tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk Milleti'nin büyük millet olduğunu,bütün medeni alem az zamanda bir kez daha tanıyacaktır.
Asla şüphem yoktur ki,Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti,bundan sonraki gelişmesiyle,geleceğin yüksek medeni ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Türk Milleti;sonsuzluğa akıp giden her on senede,bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle,saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne Mutlu Türküm Diyene!...
10.YIL MARŞI
Çıktık açık alınla,on yılda her savaştan
On yılda onbeşmilyon genç yarattık her yaştan
Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan
Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan.
Türk'üz,Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi
Türk'e durmak yaraşmaz,Türk önde,Türk ileri
Bir hızda kötülüğü,geriliği boğarız
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız
Türk'üz,bütün başlardan üstün başlarız
Tarihten önce vardık,tarihten sonra varız.
Türk'üz,Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi
Türk'e durmak yaraşmaz,Türk önde,Türk ileri.
Çizerek kanımızla özyurdun haritasını
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını
Bütünledik her yönden istiklal kavgasını
Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını
Türk'üz,Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi
Türk'e durmak yaraşmaz,Türk önde,Türk ileri
Örnektir milletlere açtığımız yeni iz
İmtiyazsız,sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz
Uyduk görüşte bilgi,gidişte ülküye biz
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz
Türk'üz,Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi
Türk'e durmak yaraşmaz,Türk önde,Türk ileri.
SÖZ:
Faruk Nafız ÇAMLIBEL
Behçet Kemal ÇAĞLAR
BESTE:
Cemal Reşit REY
ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen,Türk İstiklalini,Türk Cumhuriyeti'ni,ilelebet muhafaza ve müdafa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.Bu temel senin en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi,seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır.Bir gün,İstiklal ve Cumhuriyeti müdafa mecburiyetine düşersen,vazifeye atılmak için,içinde bulunduğun vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!Bu imkan ve şerait,
çok namüsait bir vaziyette tezahür edebilir.İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar,
bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş,bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış
ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere,memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler.Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini,mûstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.Millet,fakrû zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!İşte bu ahval ve şerait içinde dahi,vazifen,Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.Muhtaç olduğun kudret,damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
20 Ekim 1927
N e M u t l u T ü r k ü m D i y e n e !

|